DON-VOLGA KANAL PROJESİ

16. yüzyılda dünyanın en güçlü devleti olarak görülen Osmanlı İmparatorluğunun özellikle Avrupa, Asya ve Afrika politikaları, bu bölgelerde gerek siyasal gerek sosyal gerekse ekonomik düzenin belirlenmesinde önemli rol oynamıştır. Batıda Macaristan fethedilmiş, Kuzey Afrika Osmanlı kontrolüne geçmiş, Barbaros Hayrettin Paşa liderliğinde Akdeniz’de tam hakimiyet sağlanmış, Karadeniz Türk gölü haline gelmiş, Orta Asya’dan Hint Okyanusu’na kadar aktif bir politika güdülmüştür. Öyle ki Portekizlilere karşı Osmanlılardan yardım isteyen Sumatra adasındaki Müslüman hükümdarlara dahi donanma gönderilmiştir.

Doğuda ise geçmişte Roma İmparatorluğu ile İran İmparatorlukları arasında süregiden savaşlar yerini Türklerin Anadolu’ya gelmesiyle birlikte Türk-İran savaşlarına bırakmıştır. Bu süreçte Osmanlılar, Kafkaslardan Basra körfezine kadar büyük bir coğrafyada uzun süren yorucu mücadelelere girişecektir. İki imparatorluk arasında başlangıçta Doğu-Anadolu yaylası, Yavuz ile Kanuni’nin zaferlerinden sonra Azerbaycan, Gürcistan ve Irak üzerinde devam eden bu harp, Volga-Don arasında kanal açma teşebbüslerinin de başlıca sebeplerinden biridir.(1)

Buna ek olarak Türk Altınorda devletinin 1502’de yıkılışıyla Karadeniz ve Kafkas’larda oluşan otorite boşluğu bölgede Rus etkinliğini daha da artırmıştır. Rus-Kırım ve Kazan hanlıklarıyla devam eden savaşlar bunun bir ürünüdür. Bizans yıkıldıktan sonra Boğazların tüm haklarını elinde tutan, Karadeniz ve Akdeniz’de tek söz sahibi güçlü Osmanlı karşısında Ortodoksların ve Slav ırkının koruyucusu, kendini Bizans’ın mirasçısı Üçüncü Roma olarak gören Rusya, buralarda kendini doğal hak sahibi olarak gördüğünden tarih boyunca kendi mücadelesini vermiştir. Bugün bile Rusya’nın Kırım’ı ilhak edip Ukrayna topraklarını işgale girişmesi, mevcuttaki Suriye rejimini desteklemek kaydıyla Akdeniz kenti Lazkiye’de kendine üs kurması bu durumun açık kanıtıdır.

1550’lerde Rusların Kazan ve Astrahan’ı işgal etmesi Osmanlının bölgede Rus tehdidiyle karşı karşıya kalmasını sağlamıştır. Stratejik olarak önemli bir konumda olan Kafkaslardaki Terek mevkiinde Rusların kale yapması hem Osmanlı devletinin hem de Osmanlı’ya bağlı Kırım Hanlığı’nın toprak bütünlüğünü tehdit ediyordu.(2) Bu durum bölgedeki Türkler ile Osmanlının birlikte hareket etmesini gerekli kılıyordu. Ancak kendilerini Altınorda devletinin varisleri olarak gören Kırım, Kazan, Astarhan ve Nogay hanlıkları arasındaki güç mücadelesi buna engel olmuş, Rusların hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırmıştır. Son olarak Astarhan’ın işgali ile Türkistan’daki Müslümanlara hac yolu kapanmış, bölgedeki ticarete de darbe vurulmuştur. Zira Şii İran, Osmanlıyla savaş halinde olduğundan bölgedeki Sünni Türkler de zor durumda kalmıştır. Bunun üzerine çok kez Osmanlıdan yardım istemek zorunda kalmışlardır. Osmanlı için Rusya’nın güneye inmesini engellemek, Orta Asya’daki karındaşlarıyla bağlarını güçlendirmek, Anadolu ile Türkistan’ı birleştirmek ve İran ile mücadelede avantaj elde etmek için Don-Volga Kanal Projesi’nin hayata geçmesi zaruret haline gelmiştir.

Kanal Fikri ve İnşası

Kanuni Sultan Süleyman döneminde ilk defa 1563’te Sadrazam Semiz Ali Paşa, daha sonra 1569 Astarhan seferi öncesi Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın gündeme getirdiği kanal, o tarihte II. Selim’in emriyle inşa edilmeye başlanmıştır. Tarihçi J.Von Hammer, Don-Volga Kanalı Projesi’nin ilk defa Kefe Sancakbeyi Çerkes Kasım Bey tarafından ortaya atıldığını belirtmektedir.(3) Tarihçi Gelibolulu Mustafa Ali, Çerkes Kasım Paşa’nın Sokullu Mehmed Paşa tarafından Kefe Sancak Beyliği’ne atandığını ve Ten-İdil nehirlerinin birleştirilmesi için görevlendirildiğini ifade etmektedir.(4)

Dönemin Rus elçilerinden biri olan Maltsev’e göre kanal, Don ve Volga’nın birbirine en çok yaklaştığı Perevolok mevkisinde (Stalingrad) inşa edilmektedir. Duayen Tarihçi Halil İnalcık’a göre Don’a dökülen Karpovka çayı, Volga’ya 15 kilometre kadar yaklaşmaktadır. Osmanlılar kazılacak mesafeyi altı mil ölçtükleri için bu çayın menbaını Volga ile birleştirmek istiyorlardı. Aynı zamanda bir tarihçi olan Kazasker Karaçelebizade Abdülaziz Efendi, Don nehrinin menbaından Volga’ya iki mil kazmakla iki nehrin birleşeceğini söylemiştir.

Mağlubiyetle neticelenen Astarhan seferinden neredeyse 100 yıl sonra bölgeyi ziyaret eden Evliya Çelebi burada çok büyük bir hendeğin kazıldığından bahseder.5 Don-Volga nehirleri arasında tamamlanacak kanalla hem Rusların İdil (Volga) Nehri ile bağlantısı kopacak hem de İran’a yapılacak olan seferlerde Hazar Denizi vasıtasıyla silah, zahire, araç-gereç daha kolay bir şekilde nakledilebilecekti.(6) Don Nehri’nin bir kolu olan Ilovlya Çayı ile Volga’nın kolu Kamsyshinka Çayı arasındaki (şimdiki adıyla) Petrow Val kasabasının bulunduğu alanda kanal kazılmaya başlandı. Kanal kazımında çalışmak üzere 30.000 Nogay Tatarı tutulmuştu.(7) Ancak mevsim şartları, coğrafyanın zorluğu, Kırım Hanı’nın isteksizliği ve teçhizat yetersizliği gibi nedenlerden dolayı kanal kazma işi yarıda kalmış ve Osmanlı Devleti bu muazzam projeyi tamamlayamamıştır.(8)

Ruslar daha sonra Karadeniz’i Hazar denizine bağlayacak bu kanalı 1696 yılında kendileri inşa ederek Orta Asya üzerinden Hindistan’a ulaşmak istemiş; ancak 1711’de inşaatı durdurmak zorunda kalmışlardır. Sovyet Rusya bu projeyi ancak 1952’de hayata geçirerek kanalı açmıştır. Hazar denizini Azak denizi üzerinden Karadeniz’e bağlayan bugünkü Don-Volga Kanalı’nın toplam uzunluğu 101 kilometre olup 45 km’lik kısmı çay ve suni göllerden oluşmaktadır.(9)

500 Yıllık Rüya Gerçekleşiyor

Türkistan ile Türkiye’nin arası asırlar boyunca İran ve Rusya tarafından kesilmiştir. Ta ki Azerbaycan toprağı olan işgal altındaki Karabağ, işgalci Ermenistan’ın elinden alınıncaya kadar. Yavuz Sultan Selim’den Kanuni Sultan Süleyman’a, II. Selim’den Sultan II. Abdülhamid Han’a Kızılelma ülküsü olarak hafızalarımızda yer edinen Türkistan-Türkiye buluşma fikri, Karabağ Zaferi’yle büyük oranda sağlanmış oldu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ülkemizin gerek siyasi gerekse askeri destekleriyle kardeş ülke Azerbaycan’ın elde ettiği bu zaferin kazanımlarından biri olan Zengezur Koridoru ile Türkiye, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti üzerinden kara ve demiryoluyla Azerbaycan’a direkt bağlanmış olacak. 2024’te tamamlanması planlanan projeyle 500 yıllık rüya gerçekleşmiş olacak.

 

Kaynakça

(1) İNALCIK, Prof. Dr. Halil. Osmanlı - Rus Rekabetinin Menşei ve Don-Volga Kanalı Teşebbüsü (1569), BELLETEN, Nisan 1948, Cilt 12, Sayı 46, s.350.

(2) KÖSE, Kürşad. Rus ve Osmanlı Kaynaklarına Göre Osmanlı Devleti’nin 1569 Astarhan Seferi, GTTAD, Cilt 2, Sayı 3, s.64.

(3) HAMMER, J. Von. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, C.II, İstanbul, 2007, s.133.

(4) MUSTAFA ÂLÎ, Gelibolulu. Künhü’l-Ahbâr, Dördüncü Rükn, TTK Basımevi, s.429.

(5) KAHRAMAN, Seyit Ali. Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 7.Kitap, 2.Cilt, YKY, 2011, s.439.

(6) UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı. Osmanlı Tarihi III. Cilt, TTK Yayınları, Ankara 1983, s.34-35.

(7) ÖZCAN, Emine Sonnur. Asya’dan Afrika’ya Osmanlı’nın 16. Yüzyıl Kanal Projeleri, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Kasım 2013, s.34.

(8) IŞIK, Mustafa. Ejderhan Seferi ve Don-Volga Kanal Projesi, VAKANÜVİS- Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi, Yıl 3, Özel Sayı, s.129.

(9) tr.wikipedia.org/wiki/Don-Volga_Kanal_Projesi

İzleme 150

Gönderiye yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir! Giriş Yap