ÖZGÜRLÜK ANITI'NI OSMANLI MI YAPTIRDI?

Bir tapınaktır doğa, sütunları canlı;

Anlaşılmaz sözler duyulur zaman zaman.

Sembol ormanları içinden geçer insan;

Tanıdık bakışlar süzer gibidir sizi.”(1)

Charles BAUDELAIRE

Şehirler; çoğunlukla sosyo-ekonomik açıdan gelişmiş, kendine has kültür birikimi ve sanat anlayışı olan, sembol yapılarıyla hem geleneksel hem de modern sanat ögelerini kendinde muhafaza eden gerek orada yaşayan insanların gerekse misafirlerinin hayatında izler bırakan birer canlı organizma olarak görülegelmiştir. Bu organizmadaki her değişim oranın havasını soluyan insanların hayatında değişime, insan devinimi ise şehrin dönüşümüne etki etmiştir. O yüzden şehirler çağlar boyunca somut olarak daima bu değişimlerin izini taşır.

Heykel sanatı da şehirlerin kültürel belleğinde önemli yer tutan sanat dallarından bir tanesidir. Her sanat dalında olduğu gibi heykel sanatında da görünmek, bilinmek ve tanınmak ön plandadır. Sanat eserini meydana getiren sanatçılar da çoğunlukla bu kaygıyı kendilerinde taşır. Bunun için yapıtlarını insan hareketinin yoğun olduğu şehir merkezlerinde insanların dikkatine sunarak şehrin hafızasında yer etmeye çalışırlar. Bunu yaparken o şehrin görünümüne de anlam katarlar. Yapılan heykeller, bazen şehrin simgesi olmuş, bazen gelişimine katkı sağlamış ve insan yaşamının ayrılmaz parçası olmuştur. Başlangıçta sanatçının duygu ve düşüncelerini anlatsa da artık şehirlerin dili ve onu anlamlaştıran estetik objeleri olmuşlar, hayatlara ve zamana tanıklık etmişlerdir.(2)

Geçmişten günümüze birçok şehir, sanat eserleriyle ile bütünleşmiş, şehrin ismi anıldığında ilk akla gelen şey bu sembol yapıları olmuştur. Chicago’daki Bulut Kapısı, Londra’daki Big Ben Kulesi, Paris’teki Eiffel Kulesi, Pisa Kulesi, Roma’daki Kolezyum, Köln Katedrali ve Berlin’deki Brandenburg Kapısı, Barcelona’daki Sagrada Familia, Atina’daki Akropolis, ülkemizdeki Topkapı Sarayı ve Kız Kulesi, Mısır’daki piramitler, Agra’daki Tac Mahal, Çin Seddi, Filistin’deki Mescid-i Aksa, Mekke’deki Kabe-i Muazzama vb. yapılar bunlardan bazılarıdır.

Heykel sanatında ise daha çok Brezilya Rio de Janeiro’da yer alan Kurtarıcı Mesih Heykeli, Washington Yüksek Mahkeme Binası’nın ana girişinde bulunan Adalet Heykeli, Paris Rodin Müzesi’ndeki Düşünen Adam, Brüksel’deki Manneken Pis, Danimarka’daki Kopenhag Denizkızı Heykeli, ülkemizde ise Nemrut Dağı Heykelleri öne çıkmıştır. Şehirler, hatta ülkeler adeta bu yapılarla anılır olmuştur.

Bu yazımızda heykel sanatının önemli figürlerinden biri olan, New York şehrinin simge yapısı Özgürlük Anıtı’nın hikayesine değineceğiz.

Anıtın Özellikleri

Fransa tarafından kuruluşunun 100. yılı nedeniyle Amerika’ya hediye edilen Özgürlük Anıtı, Heykeltıraş Frederic A. Bartholdi ve Mühendis Gustave Eiffel iş birliğiyle inşa edilmiştir. 28 Ekim 1886’da ABD Başkanı Cleveland tarafından açılışı gerçekleştirilen, kaidesiyle birlikte 93 metre boyundaki devasa heykel, göçmenlerin ABD’ye geldiklerinde uğradıkları durakların başında gelen New York Limanı’na dikilmiştir. Limanın açıldığı 1892 ile kapatıldığı 1954 yılları arasında Ellis Adası, 12 milyon kişi için giriş kapısı oldu. Bugün, Özgürlük Heykeli’nin bir parçası olarak kabul edilmekte ve Ulusal Anıt olarak korunmaktadır.(3)

1984 yılında UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne girmiş olan heykelin başındaki tacın 7 sivri ucu, 7 kıta veya 7 denizi simgeler. Başının çevresini saran ışınlı bir taç taşıyan kadın şeklinde temsil edilmesi bile şu anda unutulmuş görünen Arinna’nın Güneş Tanrıçası’nı anımsatır niteliktedir.(4) Toplam ağırlığı 204 tonu bulan heykel, sağ elinde meşale, sol elinde Bağımsızlık Bildirgesi’nin tarihinin yazılı olduğu bir kitabe tutar. Heykelin tabanındaki plakada Şair Emma Lazarus’un şu dizeleri yazılıdır:

Bitkin düşmüşleri,

Zavallıları ver bana.

Özgürce soluk almaya hasret,

Biçare kalabalığı getir.

Sefillere yer yok,

Bereketli kıyılarında.

Bana evsizleri gönder,

Fırtınanın savurduklarını.

Sana fenerimi tutuyorum,

Altın Kapı’nın yanında.”

Heykeltıraş ve mühendis iş birliği neticesinde gerçekleştirilen bu anıt, içine girilebilir heykel açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Çelik bir çerçeve üzerinde ince dövülmüş bakır levhalardan oluşan içi boş bir yapıya sahip olan heykelin tasarımı ve yapımı 19. yüzyılın en büyük teknik başarılarından biri olarak kabul edildi ve sanat-mühendislik arasında bir köprü olarak görüldü.(5)

Anıtı Osmanlı mı Yaptırdı?

Anıtın tartışmalara konu olan çok ilginç bir hikayesi var. Kimi araştırmacılara göre bu yapı, Süveyş Kanalı Projesi kapsamında Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz tarafından bizzat parası ödenerek Fransızlara inşa ettirilmiş. Projeye göre Lozan Antlaşması’na kadar hukuken Osmanlı Devleti’ne ait bir Türk toprağı olan Mısır’ın(6) Port Said Limanı ile Süveyş arasında yapılması planlanan kanalın Akdeniz’e açılan noktasına, antik Mısır dönemi kıyafetleri giyen bir kadın heykeli dikilecektir. Heykelin elinde doğudan yükselen ışığı sembolize eden bir meşale olacaktır. II. Selim ve III. Murat gibi birçok padişahın hayali olan kanal projesi, 1854 yılında göreve başlayan Mısır Valisi Said Paşa döneminde tekrar gündeme gelir. Proje Sultan Abdülaziz’e gönderilir. Kanalın gerekliliği ortadadır. Sultan hem kanal hem de heykelin inşasını onaylar.

1869 yılında hizmete açılan kanalın sözleşmesinde yer alan heykel, Bartholdi tarafından 1875 yılında Paris’te inşa edilmeye başlanır. Said Paşa’dan sonra göreve gelen İsmail Paşa, toplumda huzursuzluk yaratacağı gerekçesiyle heykel projesini iptal eder. Böylece heykel, Paris’te bir depoya kaldırılır. Fransa, ABD’yle ilişkilerini daha iyi bir seviyeye taşımak için heykeli onlara hediye etmek ister. 1884 yılında tamamlanan yapı, 350 parçaya bölünerek bir gemiyle ABD’ye gönderilir.

Diğer bir görüşe göre ise yaptırılan eser, Özgürlük Anıtı değil, başka bir yapı. Zaten ekonomik olarak zor durumda olan Osmanlı’nın böyle bir esere bütçe ayırması söz konusu değildir. Zira heykelin yapılmaya başlandığı yıl Osmanlı bütçesi 5 milyon liradan fazla açık vermiş ve hazine Ramazan tahvilleriyle iflasını ilan etmiştir. Eserin maliyeti çok yüksektir. Fransızlar dahi heykeli tamamlamak için yardım kampanyası düzenlemiştir. Öyle ki yardım kampanyasına 1 centlik katkı sunan çocukların isimleri dahi Pulitzer’e ait World gazetesinde yayımlanmıştır.

 

Kaynakça

(1) Çoklukta Birlik, Şehir Düşünce Dergisi, 2021-17, Şiir, s.86.

(2) UZ, Yrd. Doç. Dr. Ayfer&UZ, Doç. Dr. Nurbiye. Şehir ve Heykel, Şehirde Heykel, Şehirlerin Sembolleri Heykeller, ASEAD, Cilt 4, Sayı 12, Yıl 2017, s.721-730.

(3) Ed. DRABELLE, Dennis. ABD’nin Portresi, Birleşik Devletler Enformasyon Ajansı, Eylül 1997.

(4) SEVİNÇ, Fatma. Hitit Dininde Arinna’nın Güneş Tanrıçası ve Onunla Özdeş Tutulan Diğer Tanrıçalar, SBE Dergisi Sayı 1, Bahar 2008, 175-195.

(5) DEVRİLMEZ, Burak. Heykel ve Mimari Etkileşiminin Doğurduğu İçine Girilebilir Heykeller, Y.Lisans Tezi, AÜ GSE, Ocak 2022, s.19.

(6) AKALIN, Durmuş. Süveyş Kanalı (Açılışı ve Osmanlı Devleti’ne Etkisi 1854-1882), PÜ SBE Doktora Tezi, s.2.

İzleme 136

Gönderiye yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir! Giriş Yap