RÖPORTAJ: HACI MEHMET KARAKAŞ ve "VERA"

Bu yazım röportaj tadında olsun istedim. Sizleri şair ve yazar Hacı Mehmet Karakaş ile tanıştıracağım. Kendisinin “Nazlıcan", "Vera" ve "Umutsuz Aşklar Diyarı" adlı üç kitabı bulunuyor.

“Söyle Vera!
Çayı demlenmiş
Sigarası yakılmış
Umutların yıkılıp
Yığın haline gelmiş
Hangi manzara
Beni sana
Seni bana anlatır?”

Diye sesleniyor Vera’ya Karakaş.

Kendisiyle yazarlık ve şairlik hikayesini, son eserini, felsefesini, toplumsal sorunları konuştuk. Keyifli okumalar dilerim:

 

Sizi sizden dinleyebilir miyiz? Hikayenizi anlatır mısınız biraz bize?  

Benim yazarlık hikayem ortaokul altıncı sınıfta başladı. Altıncı sınıfı yatılı okulda okudum. Akşam olunca bütün öğrenciler yatarken ben uyumazdım. Kaldığım odada pencerenin önünde kalorifer vardı. Kaloriferin üstüne çıkıp pencereden şehrin ışıklarını seyrederdim. O zaman yazmaya başladım. Şiirler ve romanlar yazıyordum. Üniversite bittikten sonra ise yazdıklarımı yayınlamaya başladım. Yazmak benim için vazgeçemeyeceğim bir şey oldu. Şunu anladım; benim yazmam gerekiyor, bu toplumu dile getirmem gerekiyor. Bu ülkeye bir borcum var; bunu yazarak ödemek istiyorum.

Şiir, roman ve köşe yazısı türlerine kaleminiz değmiş. Hangisini yazmaktan daha çok keyif alıyorsunuz? Başka türlerde de yazacak mısınız?

Bu yazı türleri arasında seçim yapmak biraz zor; ama yazarlık hayatıma şiirle başladım, şiirle bitirmek isterim. Yani lafın kısası, yazar olarak bu dünyadan göçmek isterim. İleride bir çocuk hikayesi, tiyatro oyunu ve bir film senaryosu yazmayı düşünüyorum.

Neden “Vera?” Son kitabınızın isminin hikayesini anlatır mısınız?

Vera ismi genellikle Slav bölgesinde kızlara verilen bir isimdir. Ben de bütün kadınları dile getirsin diye bu ismi verdim. Bu kitapta "Vera" bir kadını anlatmaktadır.

Vera isimli kitabınız geçen sene çıktı. Satışlar nasıl; okuyucu yorumları, tepkileri ne yönde?

Şu an satışlarda bir sıkıntı yok. Bunun yanında okuyuculardan güzel tepkiler alıyorum. Umarım böyle devam eder ve her okuyucu kendine hitap eden bir şiirle karşılaşır. Çünkü şiir onu yazana değil; ona ihtiyacı olana aittir.

Ülkemizde insanların kitap okumadığı söyleniyor. Buna katılıyor musunuz?

Zaman geçtikçe, okuyan insan sayısı azalıyor. Bunun yanında okuyup da düşünmeyen insan sayısı her geçen gün artıyor. Belki ülke olarak da okuyan, düşünen ve eleştiren bir toplumu istemiyoruz; böyle kişileri toplumdan dışlıyoruz. Hatta kimi insanlar bunları vatan haini olarak görüyor. Aslında bu ülkeyi en çok da bu kişiler seviyor.

Yazarken nelerden beslenirsiniz?

Genellikle toplumdan besleniyorum. Toplum benim kaynağımdır. Bunun yanında gönlümdeki yaralardan besleniyorum.

Hayat felsefeniz nedir?

Benim tek felsefem toplumdur. Toplum yoksa benim var olmamın bir önemi yoktur. Sadece bu ülkede tanınan biri olmak değil, evrensel olmak istiyorum. Şu da bir gerçektir: Ulusallaşmayan bir yazar evrensel olamaz. Nerede ezilmiş bir halk varsa ben oralı olmalıyım.

Instagram profilinize baktığımda toplumsal sorunlara duyarlı bir yazar ve şair portresi görüyorum. Sizce bugün insanlığın en büyük sorunu nedir? Bunun çözümü nasıl bulunabilir?

En büyük sorun, herkesin kendini düşünmesi. İnsanoğlu kendisinden başkasını düşünmez oldu. Örneğin ekonomisi iyi olanlar için bu ülkede ekonomik sorun yoktur. İnsanlar ancak kendileri haksızlığa uğradığı zaman adalet diye bağırıyor. Oysaki insan kendisi için değil, başkası için adalet istemelidir; adalet bir gün herkese lazım olacaktır. İnsanların bunun bilincinde olması gerekiyor.

Yazılarını kitaplaştırmak, okuyucuyla buluşturmak isteyen gençlerimize nasıl bir rota çizersiniz? Sizce nasıl yol almalılar?

Hayal kursunlar ve hayallerinin peşinden gitsinler. Yazmaktan ve okumaktan asla vazgeçmesinler.

Sayın Karakaş'a teşekkür ederken yeni kitaplarını beklediğimizi belirtiyorum.

Sanatla kültür, baş ucunuzdaki ışık olsun...

 

İzleme 221

Gönderiye yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir! Giriş Yap