Havacılıkta Yenilenebilir Enerji ‘Hidrojen’

Hava taşımacılığında büyüme ile petrol ve petrol bazlı yakıtların tükenme riski, diğer sanayi alanlarında olduğu gibi havacılık alanında da alternatif yakıtların kullanımını gündeme getirmiştir. Yakın gelecekte havacılık sektöründe daha verimli ve ucuz, bir o kadar da çevreye zarar vermeyen yenilenebilir enerji kaynakaları ile karşılaşabiliriz. Her yıl yaklaşık üç milyon insanın erken yaşta ölümüne neden olan açık hava kirliliği önemli bir sorun olmaya devam ediyor. 2013-2018 yılları arasında uçuşların karbondioksit salınım oranı %30 artış gösterdi.Bu oranın Birleşmiş Milletler’in tahmininden %70 daha fazla olması, havayolu şirketlerini ve uçak üreticilerini karbon emisyonları ile mücadele konusunda artan bir baskı ile karşı karşıya bırakıyor.

Havacılık sektöründe petrol ve petrol bazlı yakıtların yerine yenilenebilir enerji kaynağı düşüncesi yeni değil. Boeing 3 Nisan 2008 yılında, havacılık tarihinde ilk kez hidrojen yakıtıyla çalışan insanlı bir uçağın (motorlu planör) uçuş testinin başarılı olduğunu, ancak büyük yolcu uçakları için birincil güç kaynağı olamayacağını açıkladı.Peki hidrojen enerjisinin havacılık sektöründe birincil güç kaynağı olabilme ihtimali var mı?

Teknolojik gelişimin tamamlanmasının ardından gelecekte hidrojenin, petrol kaynaklı yakıtların yerine kullanılacağı ve hem ekonomik hem de çevresel anlamda petrol kaynaklı yakıtlardan çok daha avantajlı olacağına yönelik gittikçe artan bir inanış var. Hidrojen enerjisi, önümüzdeki yüzyılın en önemli enerji kaynaklarından biri olarak kabul ediliyor. Bu enerji, elektriksel güç kaynaklarına dönüştürülerek kullanılabilir ama bataryaların ağır olması ve kısa mesafe uçuşlar için güç üretebiliyor olmaları havacılık sektörü için cazip değil. Kıtalar arası uçuşlar, pillerin kilogram başına saatte 400 watt enerji üretmesiyle mümkün.Yedek sistem ve yedek pillerin bulundurulması düşünüldüğünde ağırlık, karşımıza önemli sorun olarak çıkıyor.

Uçak üreticileri ve havayolu şirketleri hızlı inovasyon ile değişime bir şekilde ayak uydurmaya çalışıyor. Tasarımcılar da daha radikal çözümlere ve gelişen teknolojilere yöneliyor. Uçakların çok ağır olması, yüksek düzeyde yakıt kullanımı, hepsinden önemlisi çok fazla karbon salınımı yeni arayışları beraberinde getiriyor. Airbus, hidrojenle çalışan ve 2035 yılına kadar gökyüzüne çıkabilecek olan dünyanın ilk sıfır emisyonlu ticari uçak modellerini tanıttı. Maksimum 200 yolcu kapasiteli 3 yeni modelinde turboprob motorlu pervaneli uçak , turbofan motorlu günümüz yolcu uçaklarına benzer bir uçak ve tasarımı diğerlerinden farklı olan ‘uçan kanat’ tasarımı ile sektörün şimdiden ilgi odağı oldu.

Havacılık sektöründe hidrojen enerjisinin ilgi odağı olmasının yanı sıra yeni tartışmaları da beraberinde getireceği kesin. Hidrojen kullanımının avantajlarının yanında dezavantajları da var. Yakıtın temiz olması, hidrojenin yanması veya yakıt hücresinde tüketilmesi sonucu son ürün olarak sadece suyun oluşması, hidrojenin fosil yakıtlarından %39 daha verimli olması ve yüksek enerji potansiyeline sahip olması avantajları arasında sayılabilir. Peki ya dezavantajları neler? Depolanıp kullanılabilirliği havacılık sektörü için uygun mu?

Hayallerin sınırsız olması çok güzel,  insan kendini özgür hissediyor.Hidrojen yüksek enerjili olduğundan hızlı yandığı aşikar ama erken ateşleme özelliği de uçaklar için dezavantajlı görünüyor. Hidrojenin oksijen veya hava ile karıştığında ileri derecede tutuşabilir olması, varlığının tespitinin zor olması (renksiz ve kokusuz olması), havanın sıvı hidrojenle karışması, yoğunluğunun düşük olması ve patlama ihtimali güvenlik sorunlarını beraberinde getiriyor. Hidrojen temiz bir enerji kaynağıdır fakat üretim, depolama ve taşıma gibi hidrojen sağlayıcı teknolojilerin de temiz enerji kaynaklarından oluşması ve güvenilir olması gerekmektedir. Hidrojenin nasıl depolanacağı konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. Renksiz ve kokusuz olması uçakların bakımını zorlaştıracak ve yeni metodlara ihtiyaç duyacağız gibi görünüyor.

Airbus yöneticileri kendilerinden emin açıklamalar ile yeni modelleri tanıttı. Havalimanlarının da uçakların günlük operasyonlarına yetişebilmek için yeni bir hidrojen depolayabileceği yakıt ikmalllerine ihtiyaçları var. Üretim,bakım ve hizmet tarafını da düşününce proje gerçekleşirse havacılık sektörü kendini yenilemek zorunda kalacaktır.

Airbus’ın açıkladığı ”ZEROE” projesi, gerçekleşmesi imkansız değil ama zor. Gelişen teknoloji ile havacılık sektörü de değişime uğrayacak.

İzleme 21

Gönderiye yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir! Giriş Yap